YAŞA(L)MAK

     Hayata karışmayı pek beceremeyenlerdenim. Bugün tesadüfen "Past Lives" diye bir filme denk geldim. Filmi de baştan sona izleyemedim aslında. Sonlarına doğru TV başına geçince final kısmını izleyebildim. Acıya, zorluklara rağmen kurulan, inadına hayatın bir parçası olan, hayattan payını koparırcasına alan bir karakter gördüm filmde. 

   Öyle sanıyorum ki ben hayata karışamamanın pişmanlığını ileri yaşlarda fazlaca taşıyacağım. Öyle olacak, eminim.....

   Bunun suçlusu olarak görmüyorum kendimi. Şartlar böyle gerektirdi bir bakıma. Ya da belki de şartları ben bahane ettim her şeye. Öylemi, böyle mi derken de dünya kredisinin önemli bir bölümünü bitirdim zaten. 

  Karakter olarak insanlardan bir şey beklemek, medet ummak hiç bana göre şeyler degil. En ufak bir şeyde gemileri yakan, bağları çabucak koparıp atan, arkama bakmadan giden bir tipim ben. 

  Ondan yalnız kaldım zaten :)))

   Ama şimdi duygusal bağlar kurma ihtiyacı, yakınlaşma ihtiyacı ağır bastıkça birilerine müdana etmek, birşeyler beklemek, peşinde dolaşmak bana çok ağır geliyor. Gay camiası da aksine kibirli, umursamaz tiplerle dolu ve bu durum benim egomu fazlaca zedeliyor :))

  Hayat da benim bu sivri taraflarımı bu şekilde törpülüyor, tekâmül ettiriyor. Hayat hep böyledir; Dayanamam, katlanamam dediğimiz ne varsa çıkarır koyar karşımıza. Öte alemde bu kadar eğitimi ne yapacak bunlar demez de ölünceye kadar eğitir durur insanı....

"Ne dertler tanıdım kısa ömrümde

 Yalçındı dert dalı aşamadım ki

 Ölüp gideceğim günün birinde

 Yaşımı sormayın yaşamadım ki"

Yorumlar

  1. kendi kararlarınla yaşadığın müddetçe pişmanlıkların olmayacak. benim olmadı. ama yanlış yapmaktan dolayı hayıflanmaların olacak tabii. benim oldu :) oluyor, olacak gibi de :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım senin dediğin gibi olur :)))

      Sil
    2. hayrlı olan olsun inşallah. çok sevgiler.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aynalar

İmtihan

Gece