Hayat market poşetlerini taşımaya benziyor. Hevesle eline aldığın, yürüdükçe ağırlığını daha da derinden hissettiğin, kısa sürede de tükettiğin. Bu aralar bana market poşetlerim çok ağır geliyor. Bir poşet var ki taşıdığım, canımı çok yakıyor. Öyle ki ellerim yara, bere içerisinde. Taşıdığım bu yalnızlık çok ağır geliyor. Yalnızlık insanı canından bezdiriyor. Böyle zamanlarda sabahları uyanmak bile istemiyor insan. Uyanmak hatırlamak demek. Uyanmak rüya aleminde unuttuğun bütün o problemlerin geri gelmesi demek. Gece yok olmak gibi birşey benim için. Beraberinde bütün o dertlerin de yok olması. Her şeyin anlamsızlaşması, anlamın bile anlamını yitirmesi. Fırtınanın dinmesi ve yerini sessiz viranelere bırakması. Gece hayata kısa bir mola vermek gibi. Bazen gece hiç bitmesin, rüyaların sonu gelmesin istiyorum. Karanlık beni sarsın, saklasın. Kimse beni bulamasın. Gece beni bırakmasın. "Tesadüfen gelmişim hayata, mecburen yaşıyorum. Doğarken neden ağladığımı yaşarken...
Bir filmde görmüştüm. Öğrenciler yıllar sonra çıkarılmak üzere çeşitli objeler, metinler ve benzeri şeyleri bir kutuda gömüyorlardı. Uzun zaman sonra okulun başka öğrencileri de onları çıkarıyordu. Geçmişten geleceğe bir mesaj kutusu adeta. Kim düşünmüşse muazzam bir şey. Bu şiir de sanki benim geleceğime yazılmış bir not gibi. Gelecekteki yalnızlığıma... "Aynalar bir aşina yüz arar. Bulamazsa çatlar, ölür kahrından. Ağaçlar sabırla göğe tırmanır, Gülümseyen bir bulutun ardından. Ve yüreğim, hayal kurar, Bir dost arar durmadan. Kurtulmaya çalışır yalnızlığından. Geçmek bilmiyor zaman yalnız olunca insan. Ölüp kurtulmak kolay. Yalnızlık çok zor, inan....."
Zorluklar yine misafirim oldu bu aralar. Acılar vefalı bir dosta benziyor: Terketmiyor, her fırsatta sarıp sarmalıyor insanı. Önce hiç bitmeyecek, hep sağanak yağacak gibi geliyor, sonra da bir bakıyorsun Gökkuşağı altında bir sakinlik, bir huzura bırakıyor yerini. Her sıkıntı bir tecrübe, bir bilgelik katıyor insana. Öyle bir öğretmen ki bu, ders almayan yok. Acının armağanı bize kattığı güç ve dirayet. Şu an yaşadığım bu zorlukları on yıl evvel yaşıyor olsam bu cümleleri kurmayı hayal bile edemezdim. Ruhsal gelişmişlik tam da buymuş demek ki. "… Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş, beklemekte Acılar gözlerini dikmiş üstüme, nöbette Bekliyorum, bekliyorum, bekliyorum Hadi gelin üstüme, korkmuyorum..."
Yorumlar
Yorum Gönder